Kubilay Kaptan
Köşe Yazarı
Kubilay Kaptan
 

Karadeniz’in Sel ile İmtihanı

Dün (14 Temmuz, Çarşamba) öğleden sonra başlayan şiddetli sağanak sonucu sel ve heyelanların yaşandığı Güneysu ilçesine bağlı Asmalıırmak köyünde şu ana kadar (15 Temmuz, Çarşamba, saat 18:00) 7 vatandaşımız hayatını kaybetti.   Rize ilinin ülkemizin en önemli heyelan bölgelerinden biri olduğu, il genelinde birçok alanın şiddetli yaǧmurlara karşı dirençsizlik göstererek heyelanlara maruz kaldığı yıllardır biliniyor. Bölgede meydana gelen en önemli meteorolojik olaylardan birinin şiddetli yağışlar olduğu, heyelanları tetikleyerek kütlelerin dengesini bozduğu ve harekete sebep olduğu biliniyor.   O zaman hâlâ can kaybı neden yaşanıyor?   Yapılan incelemede can ve mal kayıplarına neden olan afetin; iki şekilde geliştiği görülmektedir. Topografik olarak eğimin yüksek olduğu yamaçlar ile vadi kenarlarında yer alan yerleşmelerin heyelan olayından etkilendikleri, vadi ve dere ağızlarında yapılan konutlar ile denize paralel olan sahil bölgesinde ise; denizin doldurularak Karadeniz Otoyolunun yapılması sonucunda, doğal drenaj ağlarının kapatılması veya doğal drenajın yetersiz hale getirilmesi nedeniyle de belde ortasından geçen caddenin altında kalan bölümlerde ise sel baskınının olduğu görülmüştür.   Selin etkin olduğu ve can kayıplarına neden olduğu bölgelere bakıldığında; yerleşim alanlarında yer alan yapıların genellikle vadi kenarlarında yer alan küçük alüviyal düzlüklere kurulduğu, bazı kuru dere yataklarının da yapılaşma amacıyla kullanıldığı tespit edilmiştir. Ayrıca eski kıyı çizgisinde yer alan yapılar ile denizin doldurulması sonucu oluşan alanların yerleşime açılması ve bu yerleşim alanları ile deniz arasına yapılan Karadeniz Otoyolunda yüzeysel drenaja yeteri kadar imkân tanıyan sanat yapıların (köprü, menfez, açık drenaj kanal ve barbakanların) yapılmamasından dolayı karayolu; deniz ile yol gerisinde yer alan yapılar arasında sedde görevi görmesine neden olmuştur.   Şimdiye kadar bölgede yaşanan selleri inceleyerek, yapılan tespitler şu şekildedir:   Ülkemizin yerleşme ve kentleşme politikaları yeniden düzenlenmeli ve sosyal devletin temel görevlerinden biri olan “İnsan yerleşmelerini daha güvenli, daha sağlıklı ve yaşanabilir” kılmak, “gerekli planlama mekanizmaları ve kaynakları sağlayarak doğal afetlerin ve diğer acil durumların insan yerleşimleri üzerindeki etkilerini hafifletmek, afetten etkilenen yerleşimleri gelecekteki afetlerle ilgili riskler”e karşı korumak (Habitat II-1996) ilkesi çerçevesinden yeniden yapılandırılmalıdır. Ülkemizi etkileyen doğal afetler risk (deprem, heyelan, sel baskını, çığ v.b) alanları tespit edilmeli, ülkesel, bölgesel ve yerel düzeyde etkili olabilecek afetlere karşı, afet risk haritaları hazırlanmalıdır. Her tür plan ölçeğinde; doğal afetlerden sakınım planlamasının gereklerine uygun, yukarıda belirtilen risk haritaları ile bölgesel ve yerel düzeyde elde edilen jeolojik-jeoteknik veriler, yağış, topografik eğim gibi bilgiler de elde edildikten sonra yerleşime uygun alanlar tespit edilmelidir. Yerleşime uygun olmayan alanlar yapılaşmaya kapatılarak yoğunluk taşımayan kentsel sosyal donatı alanları için kullanılmalı, yapılaşma açısından uygun alanlar ise doğa ile uyum içinde insan yerleşimlerine izin verecek şekilde planlanmalı ve plan olmaksızın hiçbir alan yapılaşmaya açılmamalıdır. Son afetin yaşandığı alanın dışında, Trabzon ve Rize kent merkezinde bir çok dere yatağının kapatılarak yüksek yoğunluklu yapı alanları olarak kullanılmaya başlandığı bilinmektedir. Karadeniz bölgesi yağış alışkanlıkları bilindiği halde yapılan ve yapılmakta olan bu uygulamaların gelecekte, nüfusun çok daha yoğun olduğu bölgelerde de yaşanması çok daha büyük can ve mal kayıplarına da yol açacağı açıktır. Bu nedenle; bölgede özellikle kentler içinde yer alan altyapı ve üst yapı tesislerinin (Karadeniz Otoyolu gibi) afete neden olmasının engellenmesi amacıyla; açık dere ve çay yatakları kapatılmamalı, akış ortalamaları gözetilerek mevcut haliyle kapatılmış dereler için doğal drenaja imkân verecek şekilde menfez vb. alt yapılar gözden geçirilerek, gerekli olanlar yeniden inşa edilmelidir. Doğal drenaj alanları, dere ve çay yatakları kesinlikle yerleşime kapatılmalıdır. Son afette bir kez daha görüldüğü gibi; deniz doldurma yoluyla alan elde edilmesi halinde yalnızca karasal alanlarda değil, aynı zamanda deniz oşinografisinde de insan eliyle yaratılan müdahaleler bölge ekolojisi ve coğrafyasında zincirleme köklü değişikliklere neden olmaktadır. Bölgeye ilişkin böylesine köklü yapılaşma kararları oluşturulurken ÇED çalışmalarının yanı sıra Doğal Afet Etki Değerlendirme çalışmaları yapılmaksızın yapılaşma kararları alınmamalıdır. Karadeniz Bölgesi gibi; heyelan, akma, kaya düşmesi, devrilme gibi jeolojik tehlike ve riskler ile çığ, sel baskını gibi meteorolojik olayların neden olduğu alanlar ile yüksek eğimli alanlar yapılaşmaya kapatılmalıdır. Bölgesel bitki dokusunu bozan ve tahrip eden uygulamalardan kaçınılmalı ve kentsel yerleşim alanları içinde çay ekim alanları sınırlandırılmalıdır. Hâlâ eksik olan erken uyarı sistemleri kurulmalı, afet yönetim planlamaları kağıt üstünde kalmayacak şekilde uygulanmalıdır.   15 yıldır afetler ile ilgili çalışmalar yapan birisi olarak şunu söylemek isterim: Yıllardır bu tür uyarılar yapılmışken, yüzlerce rapor hazırlanmışken, binlerce sözler verilmişken ve bu tür can kayıplarını önlemenin yolları bilinirken, yukarıda sorduğum sorunun “O zaman hâlâ can kaybı neden yaşanıyor?” ne kadar üzücü ve acı verici olduğu daha fazla ortaya çıkıyor.  
Ekleme Tarihi: 15 Temmuz 2021 - Perşembe

Karadeniz’in Sel ile İmtihanı

Dün (14 Temmuz, Çarşamba) öğleden sonra başlayan şiddetli sağanak sonucu sel ve heyelanların yaşandığı Güneysu ilçesine bağlı Asmalıırmak köyünde şu ana kadar (15 Temmuz, Çarşamba, saat 18:00) 7 vatandaşımız hayatını kaybetti.

 

Rize ilinin ülkemizin en önemli heyelan bölgelerinden biri olduğu, il genelinde birçok alanın şiddetli yaǧmurlara karşı dirençsizlik göstererek heyelanlara maruz kaldığı yıllardır biliniyor. Bölgede meydana gelen en önemli meteorolojik olaylardan birinin şiddetli yağışlar olduğu, heyelanları tetikleyerek kütlelerin dengesini bozduğu ve harekete sebep olduğu biliniyor.

 

O zaman hâlâ can kaybı neden yaşanıyor?

 

Yapılan incelemede can ve mal kayıplarına neden olan afetin; iki şekilde geliştiği görülmektedir. Topografik olarak eğimin yüksek olduğu yamaçlar ile vadi kenarlarında yer alan yerleşmelerin heyelan olayından etkilendikleri, vadi ve dere ağızlarında yapılan konutlar ile denize paralel olan sahil bölgesinde ise; denizin doldurularak Karadeniz Otoyolunun yapılması sonucunda, doğal drenaj ağlarının kapatılması veya doğal drenajın yetersiz hale getirilmesi nedeniyle de belde ortasından geçen caddenin altında kalan bölümlerde ise sel baskınının olduğu görülmüştür.

 

Selin etkin olduğu ve can kayıplarına neden olduğu bölgelere bakıldığında; yerleşim alanlarında yer alan yapıların genellikle vadi kenarlarında yer alan küçük alüviyal düzlüklere kurulduğu, bazı kuru dere yataklarının da yapılaşma amacıyla kullanıldığı tespit edilmiştir. Ayrıca eski kıyı çizgisinde yer alan yapılar ile denizin doldurulması sonucu oluşan alanların yerleşime açılması ve bu yerleşim alanları ile deniz arasına yapılan Karadeniz Otoyolunda yüzeysel drenaja yeteri kadar imkân tanıyan sanat yapıların (köprü, menfez, açık drenaj kanal ve barbakanların) yapılmamasından dolayı karayolu; deniz ile yol gerisinde yer alan yapılar arasında sedde görevi görmesine neden olmuştur.

 

Şimdiye kadar bölgede yaşanan selleri inceleyerek, yapılan tespitler şu şekildedir:

 

  1. Ülkemizin yerleşme ve kentleşme politikaları yeniden düzenlenmeli ve sosyal devletin temel görevlerinden biri olan “İnsan yerleşmelerini daha güvenli, daha sağlıklı ve yaşanabilir” kılmak, “gerekli planlama mekanizmaları ve kaynakları sağlayarak doğal afetlerin ve diğer acil durumların insan yerleşimleri üzerindeki etkilerini hafifletmek, afetten etkilenen yerleşimleri gelecekteki afetlerle ilgili riskler”e karşı korumak (Habitat II-1996) ilkesi çerçevesinden yeniden yapılandırılmalıdır.
  2. Ülkemizi etkileyen doğal afetler risk (deprem, heyelan, sel baskını, çığ v.b) alanları tespit edilmeli, ülkesel, bölgesel ve yerel düzeyde etkili olabilecek afetlere karşı, afet risk haritaları hazırlanmalıdır.
  3. Her tür plan ölçeğinde; doğal afetlerden sakınım planlamasının gereklerine uygun, yukarıda belirtilen risk haritaları ile bölgesel ve yerel düzeyde elde edilen jeolojik-jeoteknik veriler, yağış, topografik eğim gibi bilgiler de elde edildikten sonra yerleşime uygun alanlar tespit edilmelidir.
  4. Yerleşime uygun olmayan alanlar yapılaşmaya kapatılarak yoğunluk taşımayan kentsel sosyal donatı alanları için kullanılmalı, yapılaşma açısından uygun alanlar ise doğa ile uyum içinde insan yerleşimlerine izin verecek şekilde planlanmalı ve plan olmaksızın hiçbir alan yapılaşmaya açılmamalıdır.
  5. Son afetin yaşandığı alanın dışında, Trabzon ve Rize kent merkezinde bir çok dere yatağının kapatılarak yüksek yoğunluklu yapı alanları olarak kullanılmaya başlandığı bilinmektedir. Karadeniz bölgesi yağış alışkanlıkları bilindiği halde yapılan ve yapılmakta olan bu uygulamaların gelecekte, nüfusun çok daha yoğun olduğu bölgelerde de yaşanması çok daha büyük can ve mal kayıplarına da yol açacağı açıktır. Bu nedenle; bölgede özellikle kentler içinde yer alan altyapı ve üst yapı tesislerinin (Karadeniz Otoyolu gibi) afete neden olmasının engellenmesi amacıyla; açık dere ve çay yatakları kapatılmamalı, akış ortalamaları gözetilerek mevcut haliyle kapatılmış dereler için doğal drenaja imkân verecek şekilde menfez vb. alt yapılar gözden geçirilerek, gerekli olanlar yeniden inşa edilmelidir.
  6. Doğal drenaj alanları, dere ve çay yatakları kesinlikle yerleşime kapatılmalıdır.
  7. Son afette bir kez daha görüldüğü gibi; deniz doldurma yoluyla alan elde edilmesi halinde yalnızca karasal alanlarda değil, aynı zamanda deniz oşinografisinde de insan eliyle yaratılan müdahaleler bölge ekolojisi ve coğrafyasında zincirleme köklü değişikliklere neden olmaktadır. Bölgeye ilişkin böylesine köklü yapılaşma kararları oluşturulurken ÇED çalışmalarının yanı sıra Doğal Afet Etki Değerlendirme çalışmaları yapılmaksızın yapılaşma kararları alınmamalıdır.
  8. Karadeniz Bölgesi gibi; heyelan, akma, kaya düşmesi, devrilme gibi jeolojik tehlike ve riskler ile çığ, sel baskını gibi meteorolojik olayların neden olduğu alanlar ile yüksek eğimli alanlar yapılaşmaya kapatılmalıdır.
  9. Bölgesel bitki dokusunu bozan ve tahrip eden uygulamalardan kaçınılmalı ve kentsel yerleşim alanları içinde çay ekim alanları sınırlandırılmalıdır.
  10. Hâlâ eksik olan erken uyarı sistemleri kurulmalı, afet yönetim planlamaları kağıt üstünde kalmayacak şekilde uygulanmalıdır.

 

15 yıldır afetler ile ilgili çalışmalar yapan birisi olarak şunu söylemek isterim: Yıllardır bu tür uyarılar yapılmışken, yüzlerce rapor hazırlanmışken, binlerce sözler verilmişken ve bu tür can kayıplarını önlemenin yolları bilinirken, yukarıda sorduğum sorunun “O zaman hâlâ can kaybı neden yaşanıyor?” ne kadar üzücü ve acı verici olduğu daha fazla ortaya çıkıyor.

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve guncel61.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.