Hilal Savran
Köşe Yazarı
Hilal Savran
 

YİNE YENİDEN Mİ?

Gün geçmiyor ki gündem soğusun, her şey başka boyut alsın, ya da artık rüzgar mı yön mü değiştirsin bilemedim…   Nereden başlasam da bağlasam bilmiyorum çünkü iki ucu çok denklem bunun adı. Başka şekilde ifade edemezdim.   Her gün adalet naralarıyla açılan yaralar gün geçmeden başka yerden hasar vermeye devam ediyor. Aslında adaletin narasından çok nereden, kim tarafından istenildiğine bakılırsa ya da bu çığlığın hakikate değil de izahı olmayan şeylere işlemesi de beni artık bazı şeylerin kesin olacağı konusunda ikna etmeye başladı.   Bunun için 24 saat dolmadan değişen gündeme bakmak yeterli. Ama atladığımız esas gerçek işte aynı olay üzerinden birçok çığırtkanlığın birbirini takip etmesidir. Tıpkı silsile halinde vuku bulan olay dizilimi gibi.   Öncesi için Diyarbakır’da HDP binası önünde eylem yapan aileler ve bunun peşi sıra gelen sinir bozucu tavizler her şeyin aslında göründüğü gibi olmadığına delalet kanımca.   Belli ki birileri yine kamu vicdanına oynamaya başladı. Milleti en hassas noktasından bölmek adına hiç te fena fikir değil aslında.  Asla bu olayı yadırgamıyorum yerinde ve anlamlı bir hareket. Eğer ki terör ciddi anlamda bitirilmek isteniyorsa bunun önce terör yuvalarına, gençliği adapte eden unsurların temizlenmesinden başlanabilir. Bunun içinde eylemi yapan ailelerin HDP önünde toplanması failin kim olduğuna açık adres olarak en güzel örnek kanımca.   Ama velakin unutulan bir hakikat var ki bu ailelere destek veren şahıslara bakılınca Çözüm Süreci günlerinin boş meydanında at koşturan isimleri akıllara gelmekte. Hilal KAPLAN, Şebnem BURSALI, Kurtuluş TAYYİZ gibi.  O zaman diliminde attıkları tweetler her şeyi apaçık hali ile ortaya koymakta. O günlerde Eve Dönüş Yasaları ile topluma kazandırılmaya çalışılan örgüt severler devletin duygularını istismar ederek 81 vilayetin her bir bölgesine öbek öbek sızdı.  Sonrası gelsin eylemler, gitsin canlı bombalar çıktı piyasaya. Şimdi aklıma gelen tarih acaba yeniden mi tekerrür edecek oldu?   Çünkü bu sadece bununla kalmadı, içerde yatmakta olan Eş başkan Selahaddin Demirtaş’ta bir açıklama ile dediklerimi doğrular nitelikte ifadeler kullandı. Üstelik aynı zaman diliminde yerel seçimler döneminde TRT’ye çıkarılan terörist Osman Öcalan’la ilgili yapılan suç duyurusuna savcılığın ifade özgürlüğü diyerek soruşturmaya yer bulmaması da adaletin geldiği noktada çığırtkanlığın birbirini takip ettiğinin en net kanıtı!   Şimdi soruyorum tüm bunlar olurken bu noktada yanında devletin şefkatli kollarını isteyip adalet arayanlara; 2015 te kaçırılan askerlerimiz vardı bizim onlar ne olacak? Bugün HDP il binasının kandil merkezi olduğunu dile getirenler o zamanlarda da kaçırılan askerlere neden kayıtsız kaldı? Onlar da ana kuzusu değil mi? Üstelik devlet adına çalışan şerefli Türk askeri her biri. Bunun adı bencillik başka bir şey değil. Bugün bu eyleme destek vermeyenleri eleştirenler biraz da buraya kafaya yoralım ne dersiniz? Çünkü ortada 4 yıldır örgüt elinde bulunan, akıbeti belli olmayan askerlerimiz var!     Hızla değişen Türkiye gündeminde tüm bu olanlarla beraber adaleti aramak oldukça ikircikli gibi geliyor bana sizce de öyle değil mi? Ortada ters giden bir şeyler olduğu kesin. Bunların hepsi bugün bize tarih tekerrürden ibarettir gerçeğini bir kez daha hatırlatıyor. Üzerine bir de kayyum atanan belediyelerin HDP’li başkanlarına yapılan methiyeler eklenince akıllar da tek soru ÇÖZÜM SÜRECİ yine yeniden mi geliyor dedirtiyor. Bir kez bu hataya düştük oysaki şimdi neden aynı yanlışa sürüklenelim, yazık değil mi onca verilen şehide! Artık vakit hata vakti değil, olmamalı, hatalardan dersler çıkarıp teröre karşı sağlam yumruk olmakta! İşte bunu sağladığımız an kimse kimsenin çocuğunun ne aklına girer ne de kanına. İşte o zaman adalette tecelli eder, barışta!
Ekleme Tarihi: 13 Eylül 2019 - Cuma

YİNE YENİDEN Mİ?

Gün geçmiyor ki gündem soğusun, her şey başka boyut alsın, ya da artık rüzgar mı yön mü değiştirsin bilemedim…

 

Nereden başlasam da bağlasam bilmiyorum çünkü iki ucu çok denklem bunun adı. Başka şekilde ifade edemezdim.

 

Her gün adalet naralarıyla açılan yaralar gün geçmeden başka yerden hasar vermeye devam ediyor. Aslında adaletin narasından çok nereden, kim tarafından istenildiğine bakılırsa ya da bu çığlığın hakikate değil de izahı olmayan şeylere işlemesi de beni artık bazı şeylerin kesin olacağı konusunda ikna etmeye başladı.

 

Bunun için 24 saat dolmadan değişen gündeme bakmak yeterli. Ama atladığımız esas gerçek işte aynı olay üzerinden birçok çığırtkanlığın birbirini takip etmesidir. Tıpkı silsile halinde vuku bulan olay dizilimi gibi.

 

Öncesi için Diyarbakır’da HDP binası önünde eylem yapan aileler ve bunun peşi sıra gelen sinir bozucu tavizler her şeyin aslında göründüğü gibi olmadığına delalet kanımca.

 

Belli ki birileri yine kamu vicdanına oynamaya başladı. Milleti en hassas noktasından bölmek adına hiç te fena fikir değil aslında.  Asla bu olayı yadırgamıyorum yerinde ve anlamlı bir hareket. Eğer ki terör ciddi anlamda bitirilmek isteniyorsa bunun önce terör yuvalarına, gençliği adapte eden unsurların temizlenmesinden başlanabilir. Bunun içinde eylemi yapan ailelerin HDP önünde toplanması failin kim olduğuna açık adres olarak en güzel örnek kanımca.

 

Ama velakin unutulan bir hakikat var ki bu ailelere destek veren şahıslara bakılınca Çözüm Süreci günlerinin boş meydanında at koşturan isimleri akıllara gelmekte. Hilal KAPLAN, Şebnem BURSALI, Kurtuluş TAYYİZ gibi.  O zaman diliminde attıkları tweetler her şeyi apaçık hali ile ortaya koymakta. O günlerde Eve Dönüş Yasaları ile topluma kazandırılmaya çalışılan örgüt severler devletin duygularını istismar ederek 81 vilayetin her bir bölgesine öbek öbek sızdı.  Sonrası gelsin eylemler, gitsin canlı bombalar çıktı piyasaya. Şimdi aklıma gelen tarih acaba yeniden mi tekerrür edecek oldu?

 

Çünkü bu sadece bununla kalmadı, içerde yatmakta olan Eş başkan Selahaddin Demirtaş’ta bir açıklama ile dediklerimi doğrular nitelikte ifadeler kullandı. Üstelik aynı zaman diliminde yerel seçimler döneminde TRT’ye çıkarılan terörist Osman Öcalan’la ilgili yapılan suç duyurusuna savcılığın ifade özgürlüğü diyerek soruşturmaya yer bulmaması da adaletin geldiği noktada çığırtkanlığın birbirini takip ettiğinin en net kanıtı!

 

Şimdi soruyorum tüm bunlar olurken bu noktada yanında devletin şefkatli kollarını isteyip adalet arayanlara; 2015 te kaçırılan askerlerimiz vardı bizim onlar ne olacak? Bugün HDP il binasının kandil merkezi olduğunu dile getirenler o zamanlarda da kaçırılan askerlere neden kayıtsız kaldı? Onlar da ana kuzusu değil mi? Üstelik devlet adına çalışan şerefli Türk askeri her biri. Bunun adı bencillik başka bir şey değil. Bugün bu eyleme destek vermeyenleri eleştirenler biraz da buraya kafaya yoralım ne dersiniz? Çünkü ortada 4 yıldır örgüt elinde bulunan, akıbeti belli olmayan askerlerimiz var!

 

 

Hızla değişen Türkiye gündeminde tüm bu olanlarla beraber adaleti aramak oldukça ikircikli gibi geliyor bana sizce de öyle değil mi? Ortada ters giden bir şeyler olduğu kesin. Bunların hepsi bugün bize tarih tekerrürden ibarettir gerçeğini bir kez daha hatırlatıyor. Üzerine bir de kayyum atanan belediyelerin HDP’li başkanlarına yapılan methiyeler eklenince akıllar da tek soru ÇÖZÜM SÜRECİ yine yeniden mi geliyor dedirtiyor. Bir kez bu hataya düştük oysaki şimdi neden aynı yanlışa sürüklenelim, yazık değil mi onca verilen şehide! Artık vakit hata vakti değil, olmamalı, hatalardan dersler çıkarıp teröre karşı sağlam yumruk olmakta! İşte bunu sağladığımız an kimse kimsenin çocuğunun ne aklına girer ne de kanına. İşte o zaman adalette tecelli eder, barışta!

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve guncel61.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.