Senem Karabulut


SÖZDE ERMENI SOYKIRIMI

SÖZDE ERMENI SOYKIRIMI


Ermenilerin bu feyizli ülkede hiçbir hakki yoktur. –Gazi Mustafa Kemal Atatürk

Batililarin tabiriyle Sark meselesi kapsaminda uzun yillardir Türkistan cografyasinin bati kanadinin parçalanmasi ve Türklerden arindirilmasi üzerine pek çok çalisma yapildi. Bu planlarin kâgida dökülmüs hali Sevr’di; lakin hiçbir batili Balkanlardan çikan bir Türk’ün Çanakkale’de attigi adimla baslayan kurtulus mücadelesinin ötesini göremedi. Bu Türk Gazi Mustafa Kemal Atatürk’tü.

Savas sanatinda usta olan Türkleri, yenemeyen bu halklar mücadeleyi psikolojik savasla kazanmaya çalisti. Bilindigi üzere savasla alinamayan memleketlerin dil,tarih, kültür ve ahlaki yapilari bozulmaya çalisilarak o ülkede iç huzursuzluga sebep olacak eylemler gerçeklestirilir.

Sözde Ermeni soykirimi ve sözde pontus meselesi sürekli Türkiye Cumhuriyeti’nin önüne getirilerek, bu iftiralara boyun egmemiz beklenmektedir. Çok degil birkaç sene önce, elini pek çok milletin kanina bulamis, Sanliurfa, Gaziantep ve Kahramanmaras’ta isledigi savas suçlarini kendileri islememis gibi davranmaktan geri durmayan ve sözde hümanizmin besigi Fransa 24 Nisan’i sözde ermeni soykiriminin yildönümü(?) vesilesiyle anacaklarini belirtti. Ayni zamanda ABD’nin yeni baskani Joe Biden ise 1915 olaylarini, 24 Nisan günü “soykirim” olarak tanidigini açikladi.

Vatikan ise yaptigi açiklamayla bu sözde soykirim meselesini tanidigini belirtip konuyu Hitler’in Yahudilere yaptigi soykirima bagladi. Kanada, Fransa, Arjantin de sözde soykirimi kabul ettiklerine dair açiklamalarda bulundu. Hatta 1915 olaylarini ilk “soykirim” olarak taniyan ülkelerden biri olan Uruguay da dün bu konuda açiklama yapti.

Sözde düsünce özgürlügünün besigi olan Fransa’da Cumhurbaskani Macron sözde soykirim için düzenlenen anma törenine katildi. Yapilan törende ASALA terör örgütü liderlerinden Ara Toranyan da bulunuyordu.  Ara Toranyan, diger adiyla Jean-Marc Toranyan Fransa Ermeni Lobisi liderligi yapmaktadir. Ara Toranyan, 15 Temmuz 1983’te Fransa Orly Havalimani’nda gerçeklestirilen bombali saldirinin failleri arasinda . Yapilan saldirida ikisi Türk, dördü Fransiz olmak üzere sekiz kisi ölmüs, 55 kisi yaralanmisti. Bu fotograf açikça Türk düsmanliginin göstergesidir.

Akdeniz’deki topragimiz KKTC’nin Cumhurbaskani Sn. Ersin Tatar kinama mesaji iletti. Kardes ülke can Azerbaycan’da tüm partiler ortak karar ile Biden’in açiklamasini kinadilar.  Ukrayna, sözde Ermeni soykirimi ile ilgili yapilacak etkinlikleri yasakladi. Ukrayna'nin yayinladigi duyuru ile herhangi bir resmi yetkilinin Türkiye’yi ''soykirim'' ve benzeri ifadelerle suçlamamasi emri verildi.

Ülkemizde pek çok siyasi parti, sivil toplum kuruluslari, bazi sanatçilar Biden’in açiklamasinin kabul edilemez oldugunu belirtti.  

HDP ise sözde soykirim sonrasi, Biden’in açiklamasini destekler nitelikte açiklama yaptilar. Türkiye’de pek çok ünlü isim ise sözde ermeni soykirimi ile ilgili bu konuda Türkiye aleyhinde oldugu asikâr olan paylasimlarda bulundu. Hazar Ergüçlü, Tilbe Saran, Nazli Bulum, Meriç Aral, Zerrin Tekindor gibi – daha aklima gelmeyen- ekranlarda sikça gördügümüz isimlerdi. Bu isimler yaptiklari paylasimlar dogrultusunda sözde soykirimi andilar. Pek çok vatandasimiz bu isimli sanatçilara tepkisini sosyal medya üzerinden yayinlamis bulundu. Bu paylasimlari tepki aldiktan sonra silmek bir sey degistirmemektedir. Türkiye’de herkesin farkli düsünceye sahip olmasi bittabi en dogal olanidir fakat ülkemize atilan iftiraya popülist bir sekilde yaklasip bunu desteklemek sahsim adina büyük hatadir. Sessiz kalan aydinlar ve sanatçilarin olmasi da ayri üzücü.

Yasadigimiz ülke köklü tarihe sahiptir. Türkiye Cumhuriyeti 1923 yilinda kurulsa da geçmisi bu tarihten fazladir. Bu köklü tarihi okudugumuz kadariyla da –ki akil ve mantik dâhilinde okuyabilen herkes için- bir soykirim olmadigi asikârdir. Yillardir barbar olarak nitelendirilen Türklerin tarihinde barbarlik görülmedigi de ortadadir.

Aykiri gazetesinin haberine göre, Sabah Gazetesi yazari Hilal Kaplan’in “ermeni soykirimi yapildi” sloganlarinin atildigi eyleme katilmasindan sonra Ermeni diasporasina yakin bir olusum tarafindan ödül aldigi ortaya çikti. Ingiliz Baskonsoloslugunda düzenlenen programa pek çok diplomatin katildigi da haberin içeriginde yer almaktadir. Ayni zamanda bu davette Osman Kavala, Ingiltere ve ABD baskonsolosu da katildigi da Aykiri gazetesi tarafindan yayinlandi.

Örnegin Berk Atan’in konunun siyasi degil, kendi devletimize karsi yapilan haksiz bir iftira oldugunu ve kabul edilemez oldugunu belirtti. Benim de bahsettigim popülizmden uzaklasma hususu buydu. Fakat medyada öne çikabilmek umarim devletimiz aleyhinde konusmakla olmuyordur.

Aslinda bu yaptigim fislemek ya da ifsa etmek degildir. Günümüzde sosyal aglar sayesinde silinen bir seyi geri getirmek mümkün olmaktadir. Herkes kendi akil ve mantigi dogrultusunda insanlara bakis açisini belirleyebilmektedir. Bu yaptigim Ulu Önder Atatürk’ün bize emanet ettigi 23 Nisan’i kutladiktan sonra önümüze uydurulma olarak sürülen bir günü anma gayreti içinde bulunan kimselerin kim oldugunu unutmamaktir. Bu dagin görünen kismiyken görünmeyen kismi daha da kötü olabilir.

Deginecegim konular çok basit ve yerinde oldugunu düsünmemle birlikte, bakmamiz gereken açi Türk Devleti’nin maruz kaldigi iftiralardir. Kibris Ilim Üniversitesi’nden Ata Atun, Yurdagül Atun’un hazirladigi Sözde Ermeni Soykiriminin Var Olmayan Toplu Mezarlari makalenin sonuç kisminda da okudugumuz üzere “Osmanli arsivlerindeki kayitlara göre söz konusu tehcirin, 1915 yilinin Mayis ayinda baslayip, Kasim ayinda sona erdigi görülür. Tehcirin, ilkbaharin son ayinda tamamlanmasi, yani, bütün yaz boyunca ve sonbaharin ilk aylarinda gerçeklesmis olmasi nedeni ile kayitlarda, soguktan donma sebepli herhangi bir ölüm vakasina rastlanmamistir.

Ermenilerin iddia ettikleri gibi 5 aylik tehcir süresi içinde bir buçuk milyon (1,500,000) Ermeni öldürülmüs ise basit bir matematik hesaplamasi ile ortalama olarak günde on bin (10,000) kisinin öldürülmüs olmasi gerektir.

Bu ortalama ölüm sayisina göre, asgari olarak 150 tane, 2800 m2 büyüklügünde, yaklasik 50 x 56 m. boyutlarinda toplu mezarin kazma ve kürekle kazilmasi ve bunlarin bir yerlerde olmasi gerekmektedir.

Böylesi büyük boyutlarda bir katliam veya da soykirim eyleminde görev almis 8,257 kisiden hiç birinin yasamlari boyunca agizlarini açmamis veya müzevirlik yapmamis olmalari ve hiçbir kimsenin bir tane bile iddia edilen soykirimda öldürülen kisileri içeren toplu bir mezar gösterememis olmasi, soykirim iddialari üzerine gölge düsürmekte ve Ermeni tezlerinin inanilirligini sarsmaktadir.

1915 yilinda Anadolu, Suriye, Irak ve Ermenistan’da yasayan Ermeniler ile ilgili yazilan raporlar incelendigi vakit Ermenilerin sayisinin 600 yüz binden 1 milyon 700 bine kadar degisen rakamlarin oldugu görülmektedir. Iddia edildigi gibi 1915 yilinda 1 buçuk milyon Ermeni katledilmis olmasi halinde, -savas sonrasinda ABD Senatosu tarafindan yayinlanan raporlarda görüldügü gibi- 1923 yilinda Anadolu, Suriye ve Rusya’da yasayan Ermenilerin sayisinin 1,414,000, ABD ile Avrupa’ya göç eden Ermenilerin sayisinin da 817,873 olamayacagi matematiksel olarak açiktir.  

ABD Hükümetinin söz konusu yillarda Anadolu’ya gönderdigi Yakin Dogu Yardim Örgütü Heyetinin Raporlarinin herhangi bir paragrafinda da, sözü edilen katliam, soykirim ile benzer bir anlam içeren baska bir kelimeden veya baska bir içerikten söz edilmemektedir.

(Fotograf internet üzerinden alinmistir.)

 

Türk Ermeni iliskileri tarihini 5. Yüzyilin ortalarindan itibaren görmek mümkündür. Ermeni Tarihçi Khorenli Moses’in kayitlarinda ise M.Ö. 149-127 yillari arasinda iliskilerin basladigini görmekteyiz. Selçuklu Devleti’nden günümüze kadar Türk Ermeni iliskileri yakin temasli olarak devam etmistir. Özellikle Osmanli Devleti’nde Ermeni halki çokça imtiyaz sahibi olmustur. Ermeni Patrik kilisesine verilen fermanlara göre;

  • Kendi aralarinda evlenmelerine müsaade edilecek
  • Istanbul ve tasrada Ermenilere verilmis olan kilise, manastir ve ziyaret yerlerinin onarimlarina ya da yeniden insa edilmesine müsaade edilmesine izi alinmak sartiyla müsaade edilecek
  • Patrik günlük hayatinda, bindigi tasitlarda, yolculuk ederken geçtigi yerlerde, yanindaki korumalari ve adamlari dâhil olmak üzere kiyafet degistirebilecek ve özel kiyafet giyebilecek
  • Patrigin yaninda tasidigi asaya asla müdahale edilmeyecek
  • Diger gayrimüslimler gibi cizye ödeyerek askerlik hizmetinden muaf tutulacak
  • Patrik ve yardimcilarinin yaninda bulundurduklari esyalardan vergi alinmayacak. Patrigin yasami idame ettirmek için kurdugu baglarin mahsulünden, ermeni ahalinin verdigi sira, yag, bal ve diger esyalarin tasinmasinda iskele ve kapilardaki görevli memurlar yardimci olacaktir.

(TELLIOGLU Ibrahim, Türk Ermeni Iliskileri ve 1915 Olaylari, 2015)

Osmanli Devleti’nin sagladigi imtiyazlar özellikle batililarin ekonomik menfaatleri için, Osmanli ile iyi iliski kurmasina sebep olmustur. Özellikle Tanzimat dönemine kadar iliskilerde bir problem olmadigi gözlemlenmektedir. Bu dönemde gücü azaltilan Ermeni patrikhanesi, kendilerini Ermeni toplumunun önderi olarak gösteren bazi siviller öne çikarmistir. 93 harbi sonrasinda meselenin uluslararasi sorun hale gelmesi bu grubun etkisi sayesindedir.

Osmanli Devleti’nin kudretli zamanlarinda kitlesel bir problem yasanmamisti. Aslinda genel itibariyle bir devlet her manada güçlüyse isyan politikasi yok denecek kadar azdir; fakat ne zaman ki bir devlet güç olarak düsmeye baslar o zaman isyan ve baskaldiri ortaya çikar diyebiliriz. Selçuklu Devleti döneminde Çukurova’da çikan isyanlarda oldugu gibi ayaklanmalar bastirilmis ama Ermeni ahalisi cezalandirilmamisti. Hatta diger vatandaslar tarafindan hor görülmemesine dislanmasina müsaade edilmemisti.

1. Dünya Savasinin baslamasi ile zorunlu sevk ve iskân kanunu çikarilmisti. Osmanli Devleti savasa girdigi sirada Ermeni komitelerinin faaliyetleri ve çikardigi isyanlarin zamanla kesilebilecegi öngörüsü niteliginde uygulanmistir. Ermeniler özellikle Fransa, Ingiltere gibi pek çok devletin desteginin almasindan kaynakli dis baglantilarin koparilmasi beklenmekteydi.  Aralik 1912’te Talat Pasa’nin dogudaki vilayetlere gönderdigi gizli talimatta Ermenilerin egitimiyle ilgilenen yabanci kuruluslarin ve memurlarinin da baska bölgelere gönderilmesi gerektigini düsünmekteydi.

Subat 1915’te Ermenilerde silah mühimmat gibi pek çok yanici ve patlayici esya bulunmasi bir ihtilal hazirliginin göstergesi oldugundan tedbirler artirilmis ve hatta bu konuda bagi olmayan Ermenilere bir baski uygulanmamasi konusunda karar alinmisti.

24 Nisan’da ayrilikçi Ermeni komitelerinin faaliyetlerine yönelik ilk girisim yapildi. Kamuoyunda zorunlu göçün yani sözde soykirimin basladigi tarih olarak öne çiksa da hükümet bu dönemde ermeni komitelerinin kapatilmasi karari almisti. O dönemde Hinçak ve Tasnak partisinden 2345 kisi tutuklanmis ve Ankara’ya nakledilmisti. Bu ayrilikçilara yönelik ilk tedbirdi.

O dönem cephe gerisinde güvenligi saglamak maksadiyla Baskumandan vekili Enver Pasa, Dâhiliye Naziri Talat Pasa’ya bir yazi yollamis ve “bir mahzuru yoksa isyancilarin ailelerini ve isyan bölgesi halkini sinirlarimiz disina göndermeyi ve onlarin yerine disaridan gelen Müslüman halkin yerlestirilmesini tercih ederim.” Demisti. Bahsedilen Müslüman halk Ruslar tarafindan sürülerek bölgeye siginmak zorunda kalan göçmenlerdi. Bu mektup üzerine zorunlu göç basladi. Bu zorunlu göç esnasinda açliktan, hastaliktan hayatini kaybeden Ermeniler mevcuttur; lakin iddia edildigi gibi toplu infaz ya da sözde bir soykirima ait delile rastlanmamistir. Özellikle toplu mezarlarin oldugu konusunda iddiada bulunan devletlerin de çok iyi bildigi gibi Ermenilerin topluca gömüldügü bir mezar bulunmamaktadir. Aksine o dönemde Türk halkinin katledildigi ve toplu mezarlara gömüldügü bilinmektedir.

Özellikle bu dönemde alinan tedbirler yeterli olmamis hatta ermeni komiteleri Rus ordusuna Osmanli ordusuyla alakali casusluk yapmis hatta köylere saldirmaya oradaki vatandaslari katletmeye baslamistir.

Birinci Dünya Savasi döneminde Ermenilerin esir sivil Türk halkina yaptigi soykirimi sonrasinda toplu mezara gömülen 30 Türk'e ait iskeletler 1986 yilinda Igdir’da çikarildi ve bu görüntüler kamuyla paylasilmisti.

(Fotograf internet üzerinden alinmistir. Soldaki caninin elinde kalp, sagdakinin elinde ise annesinin karni parçalanarak alinmis bir bebek var! Ermenilerin Mus'ta yaptigi katliamin fotografidir.)

Özellikle zorunlu göç kapmasindan pek çok ermeni muaf tutulmus, isyancilarin sürgünü hususu üzerinde durulmustur. Hatta o dönemde Ermenilere siddet eyleminde bulunan kisilere agir cezalar verilmistir.

O dönemin Kaymakami Sehit Kemal Bey ise kanunu uygularken Ermeni komitecilerin iftiralarina maruz kalmisti. Toplu bir sekilde ermeni katliami yapmaktan ve onlarin mallarini gasp etme üzerine yargilandi ve idam edildi. Milli Sehit Kemal Bey, Ingiliz muhipleri cemiyeti üyesi Nemrut Kürt Mustafa baskanligindaki mahkeme tarafindan idamina karar verilen, ermeni lobisi ve ermeni terörüne sehit verdigimiz ilk devlet görevlisidir.

Genel itibariyle 106 yildir konusulan bu mesele hala Ermenistan’in, yanindaki Rus, Fransiz, Ingiliz destekçileriyle “özür” beklemektedir. 9 Mart 2010’da Sevan Nisanyan’in Fatih Altayli ile yaptigi programda Türklerin sözde soykirimi kabul edip özür dilemesini beklediklerini ve Türklerin kabul etmemesinin sebebinin Türk devleti yöneticileri oldugunu belirtmisti.

Özellikle 1915’ten günümüze kadar isyanlari ve bu isyanlara yapilan tepkileri inceledikten sonra görüyoruz ki Ingiltere’de daha önceden paylastirilan Osmanli topraklarini önümüze Sevr anlasmasi olarak sunulmustu. Ermeniler de bu sözde anlasmadan pay alacaklari ümidiyle Fransa, Rusya, Ingiltere gibi devletleri kullanacaklari hayali kurmus ve bu yolda kosmustu. Bu yolda kosarken günden güne güç kaybeden Osmanli Devleti’nin karsisina çikma cüretlerinin yegâne sebebi güçlü sandiklari devletlerin onlara destek çikmasiydi. Bu hayal Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaslari sayesinde yikildi. Bugün hala Ermenistan’a pek çok devletin bu hususta destek çiktigini görmekteyiz.

Kimileri savas dönemleri herkes birbirine vurdu, “özür” dilenerek bu husus kapatilabilir demekte, kimisi Ermenilerin o dönem hayat sigortasi yaptirdigini ve tazminat ödenmesi gerektigi hakkinda konusuyor. Hatta bazisi haddini asarak toprak talep ediyor. Fakat bu hususa gelene kadar bilinmelidir ki, tarihin her döneminde savaslar oldu. 1915 olaylari açik ve nettir. Devletin zayifladigi anda disaridan destek alinarak iç karisikliga sebep olmaya çalisanlar iskân kanunuyla baska yerlere gönderildiler. Bunun adina soykirim derseniz o zaman Rusya’nin Kirim’da isledigi suça yeni bir isim bulmamiz gerekir, zira Rusya’nin Kirim’da yaptigini soykirim olarak nitelendirirsek Ermeni meselesi iskân kanunu olarak tüm dünya tarafindan kabul görmek durumundadir.

Türkiye Cumhuriyeti devleti bugün bazi devletler tarafindan suç islemekle itham edilmektedir. Türklerin tarihinde yarali tasiyan gemiye ates açildigini okumazsiniz. Türklerin tarihinde isgal ettigi devlet topraklarinda savas suçu isledigini okumazsiniz. Türklerin tarihinde farkli etnik kökenden insanlari bir gemiye bindirip daha sonra o gemiyi sularin içinde batirmayi okumazsiniz. Türklerin tarihinde insanlari kaziga oturtmayi okumazsiniz. Fakat Ingiliz, Fransiz, Rus vb gibi devletlerin tarihlerinde bunu okursunuz. Savasi bir sanat olarak gören Türkler tarih boyunca kuralina göre savasmislardi.

Genel itibariyle ufak ufak degindigim bu sözde ermeni soykirimi meselesi Türkiye Cumhuriyeti devletinin yumusak karni olarak görülmekte ve her sene kullanilmaktadir. Azerbaycan’in 2020’de Susa’yi isgalci ve soykirimci Ermenistan’dan geri almasi ve Türkiye Cumhuriyeti’nin Azerbaycan’i desteklemesi dünyada büyük bir yanki uyandirmisti. Bu destegin sonucunda dünya devletlerinden böyle bir cevap gelecegi mümkündü; fakat Hocali ’da yaptigi soykirimlarda hayatini idame ettirmeye çalisan Ermenistan bu gün de destekçilerini yanina almis ve piyon olarak kullanilmayi kabul etmistir. Sözde soykirimi reddetmek sizi fasist yapmaz, ama bu sözde olayi desteklemek… Buna ihanet demek sahsimin hakkidir.

Bu akil karistirici metnimi, sözde soykirimi inkâr ederlerse Türk milliyetçisi görünecekler diye ödü kopan bilumum insanlara Atatürk’ün bir sözüyle bitirmek istiyorum:

Türk milliyetçiligi, ilerleme ve gelisme yolunda milletlerarasi temas ve iliskilerde, bütün çagdas milletlere paralel ve onlarla bir ahenkte yürümekle beraber, Türk toplumunun hususî seciyelerini ve basli basina müstakil hüviyetini korumaktir. –Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK


  • BIST 100

    5.192%-0,75
  • DOLAR

    18,8046% 0,01
  • EURO

    20,4323% -0,30
  • GRAM ALTIN

    1.166,2% -0,02
  • Ç. ALTIN

    1924,23% -0,02
  • Cumartesi 14.4 ° / 7.6 ° Düzensiz Yagmur Mümkün
  • Pazar 11.1 ° / 8.1 ° Parçali Bulutlu
  • Pazartesi 10 ° / 7.1 ° Orta kuvvetli yagmurlu

Trabzon

28.01.2023

  • İMSAK 06:01
  • GÜNEŞ 07:29
  • ÖĞLE 12:39
  • İKİNDİ 15:15
  • AKŞAM 17:39
  • YATSI 19:02