7 Terörist etkisiz hale getirildi

Cem evleri ile ilgili karar resmi gazetede yayınlandı

Soylu'dan Düzce'de açıklama geldi

Düzce'de deprem meydana geldi

Aleyna Tilki'den frikik açıklaması

Trabzon 23.11.2022 10:17:00 0

Pehlevan: Kırsal nüfusu yerinde tutmak mümkün

Ziraat Mühendisleri Odası Trabzon Şube Başkanı Cemil Pehlavan basın açıklaması yayınladı. İşte Pehlevan'ın basın açıklamasından detaylar

Ziraat Mühendisleri Odası Trabzon Şube Başkanı Cemil Pehlavan basın açıklaması yayınladı. İşte Pehlevan'ın basın açıklamasından detaylar

6360 Sayılı Kanuna göre, Büyükşehir ve ilçe belediyelerine tarım ve hayvancılığı desteklemek amacıyla her türlü faaliyet ve hizmet yetkisi verilmiştir. Kanunun vermiş olduğu bu yetkiye rağmen sadece kanunda olan uygulamada ise birçok müdürlük olmasına rağmen Tarımsal üretimi geliştirecek Kırsal Hizmetler Daire Başkanlığının zaman geçirilmeden kurulması gerekir. Belediyelerin Kırsal Hizmetler Müdürlüğünün kurulması ile birlikte kırsalı ve kırsaldaki tarımsal üretimi takıp eden sorumlu bir birimin oluşması ile üretimin artırılması mümkün olacaktır. Ancak bölgemizde dağınık yerleşimin olması, kırsalın merkezden uzaklıkları hizmete ulaşma bakımından sorun olacaktır. Bu sebeple, büyükşehir ve ilçe belediyelerinde norm kadroda kırsal alana ilişkin birimler oluşturulmalı ve bu birimlerin ayrı bir bütçesi olmalıdır. Belediyelerin Tarımsal hizmetlere ilişkin deneyimli personel ile hizmet üretmeleri için yapısal olarak düzenleme yapmaları zorunludur. Öncelikle Belediyeler tarımsal faaliyetleri gereksiz değil, asli görev olarak görmelidirler.

Ülkemizde tarımsal faaliyetlerde inanılmaz bir plansızlık hakim. Hiçbir kuralın olmadığı tek üretim alanıdır. Yapılan hiçbir üretim tipi için izin gerekmez. Bu nedenle, tıpkı kentlerin planlandığı gibi, tarım alanlarının da planlanması gerekir. Üreticinin dilediği yerde, dilediği üretimi yapmaması, bölgeler için en uygun üretim şekli belirlenmeli ve desteklenmelidir. Gerçekçi nüfus projeksiyonuna göre Tarım alanlarının ve kırsal alanların planları bir an önce hazırlanmalı. Tarım arazilerinin yok edilmesinin önüne geçecek kurallar planlara işlenmeli ve tavizsiz bir şekilde uygulanmalıdır.

Türkiye tarım gibi önemli bir üretim faaliyetini sürdürmeye devam etmek zorundadır. Tarım olmadan sanayinin olmayacağı bilinci ile hareket etmeliyiz. Çiftçinin ürettiği ürün doğrudan doğruya ya da katma değer yaratılarak tüketiciye sunulması için gerekli çalışmalar yapılmalıdır. Bunun için küçük ölçekte olsa bile Tarımsal Organize Sanayi Bölgeleri mutlak surette teşvik edilmelidir.

İlimiz ve bölgemiz tarımı farklı bir bakış açısı kazandırmalıyız. Küçük ölçekli çiftçilerin sihirli dokunuşlara ihtiyacı var. Bu dokunuşu öncelikle kadınlar, gençler ve faal olarak tarımsal faaliyet içinde olan üreticiler ile işe başlanmalıdır.

Üretimden tüketime kadar süreçteki bütün paydaşlar bir araya gelmeli sorunlar tespit edilmeli ve çözüm odaklı tedbirler alınmalıdır. Çiftçinin bilgiye kolayca ulaşabileceği bilgi sistemi kurulmalı. İlgili kurum ve kuruluşlar bir şekilde sahaya indirilmelidir. Tarımsal Araştırma Kuruluşlarının, sivil toplum örgütlerinin çiftçi ile işbirliği yapmalarının yolları bulunmalıdır. Ayrıca çiftçilerin çevre duyarlılığı ve sağlık bilincini oluşturacak eğitim programlarına ağırlık verilmelidir. Kullanılan ilaç ve gübrenin çevrede ve insan sağlığı üzerinde oluşturacağı etkiler konusunda bilinçlendirme çalışmalarına ağırlık verilmelidir.

İmar uygulamalarına ilişkin düzenlemelerin,  hayvancılık yatırımlarına engel olmayacak şekilde yapılmalı. Sabit hayvancılık yatırımları ( ahır, ağıl, samanlık, depo, hangar vs.) için proje ve imar izinlerinde gerekli kolaylığın sağlanması gerekmektedir. İmar planlaması dışında hayvancılık faaliyetlerine ilişkin diğer bir husus, hayvancılık yapıları için belediyeler tarafından tarımsal yapı ruhsat harçlarından muaf tutulmalıdır. Ayrıca çevre duyarlılığı nedeniyle köy yerleşim alanlarında bulunan ahırların köy dışına çıkarılması gibi baskıların önüne geçilmeli.

 

 

 

 

6360 sayılı Büyükşehir Yasasının uygulamaya konulmasından beş yıl sonra kırsal alanda yaşayanlara su ücreti, emlak vergisi, çevre temizlik vergisi vs. yükümlülüklerin getirileceği bilinmektedir. Bu tür yükümlülüklerin, kırsalda yaşamanın cazibesini azaltmaması için gerekli kolaylıklar sağlanmalıdır.

Çiftçinin sosyalleşmesini sağlayacak, köy-kent arasındaki yaşam standardını azaltacak örnek köy modelleri geliştirilmesi gerekmektedir. Yapılacak model uygulamalar ile başarılı uygulamalar diğer mahallelerde de uygulamaya konulabilir.

Üreticinin kendini serbest piyasadan koruması için çiftçinin de ortağı olduğu işleme ve depolama tesislerinin yapılması gerekmektedir.

Bölgemizin arazi yapısının büyük bir bölümü dağlık ve eğimlidir. Arazi ıslahı sırasında makine ekipman desteği verilmelidir. Toprak ıslahı, erozyon kontrolü ve drenaj yönetimi konusunda yapılan giderlerin bir kısmı kamu tarafından üstlenmelidir. Ayrıca yol, altyapı ve diğer belediye uygulamalarında eğitimli personel tarafından ve Toprak koruma mevzuatına uygun yapılmalıdır. 

Çiftçilerimizin en önemli sorunu girdi maliyetleridir. Bu nedenle, girdi maliyetlerinin düşürülmesi için fidan, fide, tohum ve yem teminlerinin topluca alımı ve nakliyesi yapılması şeklinde bir organizasyon yapılmalıdır. Çiftçinin desteklenmesinde doğrudan destekleme modelleri yerine, malzeme ve ekipman olarak destekleme modeli ön planda tutulmalıdır. Desteklemelerin dışında diğer bir yolu da küçük ölçekli çiftçilerin örgütlenmesidir.

Destekleme ve sahip çıkma Tarım ve Orman Bakanlığı ve diğer ilgili kurum ve kuruluşların birlikte hareket etmesi ile aşılabilecek problemler. Kısaca Yerel yönetimlerin de elini taşın altına koymaları, kurulmuş ve kurulacak olan kooperatiflere sahip çıkmaları gereklidir. Bu organizasyonun içinde en önemli rol yerel yönetimlerin kooperatiflerin ürünlerini pazarlama konusunda destek modellerini uygulamaya koymalarıdır.

Üretilen ürünlerin ilçemizin çeşitli noktalarında tüketici ile buluşması için satış noktaları oluşturarak üreticilerin ürünlerini tüketici ile buluşmaları sağlanmalıdır.

Köy tüzel kişiliğine ait olan alanlar, hazine arazilerinde köy halkının tarımsal faaliyetlerde bulunması için gerekli kolaylığın sağlanması gerekmektedir. Atıl durumda bulunan tarıma elverişli alanlar planlanarak çiftçilere kiralanmalıdır. Genç iş gücünün tarımsal faaliyete yönlendirilmesi için gerekli desteklemeler yapılmalıdır. Özellikle tarımla ilgili okullarda mezun olanlara özel teşvikler verilmelidir.

Tarımda yerel istihdam sağlamak, işçi ücretlerini standartlarda tutmak, işçileri kayıt altına alınması ve kalifiye işçi temininde yaşanılan sorunları ortadan kaldırmamız için çalışma yapmalıyız. Tarımsal üretimi ve kaliteyi artıracak, hasat, budama ve ilaçlama gibi iş ve işlemler için eğitimli ara eleman temin eden şirketler kurulması teşvik edilmeli.

Kırsal turizmin bir kolu olan tarım turizmi şekli; şehirde yaşayan insanların, kırsal kesimdeki yaşamı daha fazla hissetmeleri ve günlük yaşamlarına daha fazla yansıtmaları, yerel kültürleri yakından tanımaları ve yaşamaları, toprakla ve tarımla yakınlaşmalarını sağlamaktadır. Ayrıca, kırsal nüfusa ek gelir sağlayarak köyden kente göç ve buna bağlı ekonomik, sosyal ve kültürel sorunların azaltılması amacını taşımaktadır. Öğrencilerimize toprak sevgisini ve önemini belletmek için kendin üret kendin tüket uygulamaları ile üretim ve tüketim alışkanlığı kazandırma gibi bilinçlendirme projelerini uygulamaya koyulmalıdır.

Küçük arazilerin daha verimli kullanılması için birim alandan daha çok gelir getirecek üretime için teşvikler verilmelidir. Özellikle bölgemiz için kazançlı bir üretim olan sera kurulumlarına desteklemeler yapılmalıdır.

 

 

 

 

Büyükşehir, il ve ilçe belediyelerinde Tarımsal hizmetlere ilişkin boşluğun doldurulmaması durumunda, Ülke olarak önümüzdeki yıllarda gıdaya erişimde sorunlar yaşamak kaçınılmaz olacaktır. İlgili kurumlar bir araya gelerek yarının planlarını hazırlamalı ve uygulamaya koymalıdırlar. Çiftçilerimize verilen destek ile sadece üretime değil aynı zamanda tüketicilere de dokunmuş olacağız. İklim değişikliğinden kaynaklı önümüzdeki yıllarda gıda üretiminde ve dolayısı ile erişiminde sorunlar yaşanacağı kaçınılmaz bir gerçek. Bu sorunla yüzleşmemek için hiç vakit kaybetmeden gerekli yatırımlar ve tedbirleri bir an önce almalıyız. Bizler, STK’lar olarak her türlü desteği vermeye hazırız.

Tarımsal potansiyelimiz var! Birlikte bu projeleri hayata geçirebiliriz, yeter ki inanalım! Her kurum üzerine düşeni yaparsa, çok küçük dokunuşlarla çok büyük işler başarabiliriz!

Bu düşünceler doğrultusunda;

Salgın döneminde en fazla gündeme gelen kavramlar gıda egemenliği, gıda güvencesi ve gıda güvenliği olmuştur. Üretmezsek beslenemeyiz. Üretemezsek tüketemeyiz. Üretemezsek kıtlık ve açlık yaşarız. Tarımda gelişmiş ülkeler desteklerini birkaç yıl öncesinden açıklayarak çiftçisini önceden yönlendirmektedir. Ülkemizde ise çiftçimiz önünü görememektedir.

Tarım her ülkenin vazgeçilmezidir. Temel ürünler nedeniyle ülkeleri doğrudan etkiliyor İnsanlığa hizmet eden en önemli sektörlerden biri olan tarım, ülkemizde daha fazla desteklenmesi ve geliştirilmesi gereken bir alandır. Çünkü tarımın gelişmesi aynı zamanda ülke ekonomisinin iyileşmesi ve kalkınması anlamına geliyor. Aynı zamanda istihdama katkı sağlayabilecek katma değeri yüksek ürünlerin üretiminin teşvik edilmesine de önem verilmeli.

Türkiye’ de tarımda kendine yeterlilik ve gıda güvencesi için öncelikle yerel yönetimlerin çalışma alanları içerisinde bulunan tarımsal faaliyetleri asli iş olarak görmeleri ve bu konunun adını koymalıdırlar. Bunun için öncelikle Kırsal Hizmetler Daire Başkanlığı bir an önce kurulup işlevsel hale getirilmelidir. Sonrasın da; birlikte çalışma, model köy oluşturma, tarım alanlarını bütüncül planlanması, kırsal turizm, mezere ve yaylalardaki vahşi yapılaşma ve tahribatların önüne geçilmesi, kıyı dolguları, dere yatakları, kalifiye iş gücü eleman temin firmaları, kooperatif ve kooperatifçilik, arazi ıslahları, ürün işleme sistemleri, fındık-çay, böcekler, okullarda tarımsal üretim ve çevre ve gençleri sisteme dahil etmeliyiz gibi konularda toplumun dinamiklerini harekete geçirmeliyiz.

Her konuyu dokunup, çözüm odaklı çalışmalıyız, farkındalıklarımızın farkında olmalıyız ve toplumun sorunlarını beş duyu organımızla hissederek çözüm aramalıyız. Şehrimizi rahatsız eden ve edecek olan her konudaki görüş ve düşünceye değer vermeliyiz.

Dolayısıyla, bireyleri bulundukları ortamlarda istihdamının çarelerini bulmalıyız. Aksi durumda şehre gelen her bireye hizmet getirmek için bir maliyet gerekiyor ve üretici durumdan tüketici duruma düşüyor!!!