Yazı Detayı
25 Şubat 2018 - Pazar 15:02
 
Yitirdiğimiz Doğal Zenginliklerimiz - 1
Kubilay Kaptan
kaptankubilay@gmail.com
 
 

Türkiye’de büyüklüğü 1,5 milyon hektar olan sulak alanların yarıya yakını son 40 yılda kurudu ya da ciddi oranda küçüldü.

Tuz Gölü’nde binlerce flamingo yavrusu daha uçamadan susuzluktan kuruyarak öldü.

Burdur Gölü’nün su seviyesi son 35 yılda 13 metre alçaldı. Çekilen suların terk ettiği alanlar çamur tabakalarıyla kaplandı.

Seyfe Gölü’nde eskiden ada olan alanlar tarla parsellerine dönüştü.

Sultansazlığı’na ismini veren rüzgarda dans eden sazlıklar kurudu.

Kars’ın Arpaçay ilçesinde kuş cenneti Kuyucuk Gölü kurudu. Bataklığa dönen gölde sadece az sayıda karga kaldı. Hayvanların ayak izlerinin kaldığı kuş cennetinin maviliği, yerini simsiyah bir görüntüye bıraktı.

Burdur Gölü’nde sadece 2014 yılında kaybedilen su miktarı 3 milyar damacana oldu.

Meke Gölü kuruyor.

Terkos Gölü 3. Havaalanı nedeniyle tehdit altında.

Bafa Gölü özelliğini yitiriyor.

Acıgöl’ün kuruma riski var.

Tuz Gölü yaz aylarında tamamen kuruyor. Konya Havzasında yeraltı su seviyesini düşüren 50 binden fazla su kuyusu bulunuyor.

Manyas Gölü, besin zenginliği nedeni ile göçmen su kuşlarının göç yolu üzerinde. Gölde evsel, endüstriyel ve tarımsal kaynaklardan gelen atıkların yol açtığı kirlilik sorun yaratıyor.

Uluabat Gölü, yaklaşık 10 bin 500 kilometrekarelik bir alana yayılıyor. Gölün güney-batı kıyıları 1993 yılında setler inşa edilerek çevrildi, gölün bu kesimi tarıma açılarak geçmişte olduğu gibi daha geniş alanlara yayılması engellendi. Uluabat, 1998 yılında Ramsar Sözleşmesi listesine dâhil edildi. Gölü tehdit eden temel sorun Manyas Gölü’nde olduğu gibi göl suyunun etrafındaki endüstriyel faaliyetlerle kirletilmesi. Doğal Hayatı Koruma Vakfı’na (WWF) göre alanda gözlemlenebilen en önemli tehdit, gölde hiçbir alanda rastlanılmadığı kadar yoğun kuş avcılığı yapılması, suyun yoğun tarım alanı açmak için ortamdan uzaklaştırılması ve yabancı tür balıkların ekosistemi etkileyecek şekilde göle bırakılması.

Konya’nın Ereğli İlçesi ile Karaman’a sınırı bulunan dünyanın en büyük sulak alanları arasındaki Akgöl, son 15 yılda yeraltı sularının hızla çekilmesi ve gölü besleyen İvriz kaynağının önüne baraj yapılması nedeniyle tamamen kurudu. Akgöl’ün kuruması ardından bölgedeki iklim ve yağış rejimi de değişti.

Burdur Gölü kuruyor. Yapılan akademik çalışmalara göre göl 20 yıl içerisinde neredeyse tamamen kuruyacak. Burdur Gölü’nün kuruması yalnızca göldeki suyun yok olması demek değil; Burdur Gölü havzasında tarım yapılamaması, içme sularının tükenmesi, sadece Burdur Gölü’nde yaşayan balık türünün yok olması anlamına da geliyor. Bu sorunun etkileri görülmeye başladı bile.

Türkiye’nin en büyük 12’nci gölü olan, derinliği 21 metreye kadar ulaşan Afyonkarahisar’daki Eber Gölü’nde su seviyesi 1-2 metreye kadar düştü. Göl kıyısında kurumuş çorak toprakların arasında kalmış çürümüş kayıklar ve bir zamanlar balıkların tutulduğu bölgede şimdi inekler geziyor.

Türkiye’nin ikinci büyük tatlı su gölü Eğirdir, kuruma tehdidi ile karşı karşıya olan göllerle karşılaştırıldığında, şanslı göller arasında. Gölün suları, beslendiği dereler ve yeraltı suları, tarımsal ve evsel atık kaynaklı kirliliğe ve ötrofikasyona maruz kalıyor. Şimdilik gölün hidrolojisinde çok büyük sorunlar yaşanmasa da asıl sorun, suyun kalitesi.

Mada, Beyşehir Gölü’ndeki adalardan biri. Mada, Isparta’nın Şarkikaraağaç İlçesi’nin Gedikli Köyüne bağlı bir yerleşim birimi. 253 kişinin yaşadığı adanın nüfusu, imkânı olanların kışın ayrılmasıyla 235’e düşüyor.

353 kilometrekare yüzölçümüne sahip Akşehir Gölü, kuraklık ve bilinçsiz tarımsal sulama sonucu 1997 yılından itibaren kurumaya başladı. 2008 yılında ise tamamen kuruduğu için haritadan silinme noktasına geldi. Her yıl düzenlenen Uluslararası Nasredin Hoca’yı Anma ve Mizah Günleri programında ise o yıllarda temsili Nasreddin Hoca, göle maya çalmakta zorlandı. 2006 yılında gölde su bulunmadığı için gölün kenarındaki bir kanalda, 2007 yılında gölün kenarına taşıma suyuyla oluşturulan bir kanalda, 2008 yılında da ilçe merkezi içinde gölü besleyen bir dereye maya çalındı. 2008 yılı sonbaharından itibaren yağışların sayesinde göl su tutmaya başladı. 2009 yılında gölün yüzölçümü 30 kilometrekareye, 2010 yılında 45 kilometrekaraye, 2011 yılında da 80 kilometrekareye ulaştı. Ancak kuraklık ve halen devam eden bilinçsiz tarımsal sulama nedeniyle geçen yıl yeniden yaklaşık 25 kilometrekarelik düşüş görüldü. Türkiye’nin en büyük tatlı su gölü giderek hacmini kaybediyor. Göl, Çumra’dan Konya Ovası’na kadar geniş bir alanda tarımsal sulama için kullanılıyor, içme suyu olarak da tüketiliyor.

Düden ve Seyfe Gölleri’ndeki su seviyesinin azalmasının sorumlusu geleneksel sulama yöntemleri. Suyla beraber yörenin ev sahibi onlarca kuş türü de bölgeyi terk etti. Suyun azalması iklimi ve toprağı etkiledi. Çiftçi, eskiden sürekli ektiği tarlasını artık nadasa bırakmak zorunda.

Türkiye’deki ham tuz ihtiyacının yüzde 55’ini Tuz Gölü tek başına karşılıyor. 211 milyon ton rezervi ile dünyada tuz üretiminde ikinci en büyük, kaynak. Göl çevresindeki pek çok yerleşim biriminin kanalizasyonları ve sanayi işletmelerinin atıkları Tuz Gölü’ne dökülüyor. Göl giderek kirleniyor, su seviyesi de sürekli azalıyor.

Volkanik patlamayla 5 milyon yıl önce meydana gelen kraterin, zamanla dolarak göle dönüşmesiyle oluşan Meke Gölü, yakın zamana kadar büyüleyici manzarasıyla görenleri kendine hayran bırakıyordu. Bundan 5-10 yıl öncesine kadar 200 kuş türünün ürediği Meke Gölü’nde su seviyesinin düşmesi ile adacıklar oluştu. Son yıllarda gerek küresel ısınma, gerek yağışların azalması, gerekse bilinçsiz tarımsal sulama yüzünden yeraltı sularının çekilmesi nedeniyle göl her geçen yıl daha kötüye gidiyor.

Kırşehir’in Mucur ilçesi sınırları içerisinde bulunan 206 kuş türüne ev sahipliği yapan doğa harikası Seyfe Gölü, yağışlara rağmen tamamen kurudu. Kuyulardan su çekilmesi nedeniyle kuruyan gölden kalkan tuzlu toz bulutları, çevrede bulunan tarım alanlarına ve canlılara zarar vermeye başladı.

DSİ, Aksaray ilçesi sınırındaki bu sazlığı baraj gölüne çevirme çalışmasına 1995 yılında başladı ama bitirilemedi. Aşırı yeraltı suyu çekimi nedeniyle bölgedeki su kaynakları kurumuş, dolayısıyla da barajda su tutulamamış durumda.

Konya’da bulunan, 1980’lere kadar on binlerce hektarlık alana yayılan sazlıklar, su rejimine yapılan müdahaleler sonucu kurutuldu. DSİ, Konya Ovası Projeleri kapsamında tarımdan dönen suların Hotamış’ta depolanması için alanın baraja dönüştürülmesini planlıyor. Bu plan olmazsa sulak alan tümüyle kaybedilecek. Kurutulan alanı 6 bin 400 hektar. Konya Havzası’ndaki yer altı sularının aşırı çekilmesi nedeniyle büyük oranda kurudu.

Lamballarımızda masalların yandığı zamanlardan petrolün yandığı zamanlara geldik. Şehirler bir rüzgâr çıksa da serinlesek diye beyhude bekleyenlerle doldu.

Suyun, hükmettiğimiz bir kaynak değil, diğer türlerle paylaşmamız gereken bir varlık olduğunu anlayamadığımızdan, toprağın acısını hissedemediğimizden, insanoğlu çok yakında hak ettiği madeni kırlarına kavuşacaktır.

 

 
Etiketler: Yitirdiğimiz, Doğal, Zenginliklerimiz, -, 1,
Yorumlar
Haber Yazılımı