Yazı Detayı
07 Kasım 2018 - Çarşamba 09:03
 
AH DOĞU TÜRKİSTAN AH
Hilal Savran
hilalsavran22@gmail.com
 
 

         Yandı Cehennemi Narda

         Çiçeksiz kaldı Gülistan,

         Esaret altında Ana Yurdum,

         DOĞU TÜRKİSTAN! .. 

 

         Bu dizelerle yansın içiniz en çok, çünkü acılarımız artık dörtlü satırlarda. Basında çok dile getirilmeyen, magazinsel olaylar diziliminin hakim olduğu medyanın, atladığı konuların başında gelir Doğu Türkistan!..

 

Makus talihine terk edilmiş bir topluluk. Gözlerimizin önünde acımasızca devlet terörüne maruz bırakılmış durumdalar. Soydaş değil midir Doğu Türkistan? Ne zamandan beri Türklük aidiyeti, sınırlarımızın ötesine geçemez oldu? Bunun gibi nicesi sevgili okurlar, nicesi. Bu çok çirkin bir ezadır ki yüreğimizi sızlatır oldu.

 

 1949’dan bu zamana dek Çin işgaline maruz kalan Uygur Türkleri bugün hala acımasızca eziyet ve işkenceye maruzdur. Bizden birilerinin, bizden olmayanlar tarafından yok edilmeye çalışılması olayın en çirkin boyutudur. Şanlı Türk tarihine ve atalarımızın miraslarına bakınca o utancın nerden kaynaklandığını anlamışsınızdır. Bugünlerde Çin zulmü yeniden hortladı. Aslında hep vardı çünkü inkar edilmeyecek noktaların üzerinde yaşanılanlar. Son zamanlarda ortaya çıkan kamp görüntüleri her şeyin ispatı. Üzerine konuşulacak onca haklı sebep var ki, bazen neresinden başlayabiliriz de bu acı tabloya engel olabiliriz diyorum. Ama bu sadece senin ve benim çığlıklarımla olacak bir şey değil. Her zaman kendinden olana sahip çıkmayı ilke edinen bizler burada acaba neyi garipsedik de bu menfiliğe kayıtsız kalıyoruz.  Sosyal medya ve basına sızan görüntüler yürek burkucu. Devlet terörü nasıl bir kıyım yaratır bütün sonuçları o görüntülerde alenen ortada. Asimilasyon dediğimiz gerçeklik nasıl bedenlere hükmetmiş onun en tarifsiz acısı demekte pek tabi mümkün.

 

Çin’in yaratmış olduğu devlet terörü burada bölgeyi cezaevine çevirmiştir. 2017 yılından itibaren toplu gözaltı, izinsiz gözetim, siyasi telkin ve zorunlu dönüşüm hareketleri etkin hale getirildi. Eğitim yolu ile açılan kamplarda dönüşüm adıyla bir çok sivili burada tutmaya başladılar. Hiçbir hakkın gözetilmediği bu kamplarda Uygurlu Müslümanlar her türlü psikolojik ve fiziki güce zorlanıyorlar. Bölgeden gelen görüntülerde ortaya çıkan kamplar aslında olayın ne denli bir utanç yarattığının kanıtıdır. Bu görüntüleri özetleyen kamplar; Kızılsu Kırgız Özerk iline bağlı Atuş ilçesindeki kamp, bunu takiben Aksu iline bağlı kamp ve Doğu Türkistan’ın Hotan iline bağlı Karakaş ilçesindeki kamptır.  Bu kamplardan sızan görüntülerde Müslümanlığın emrettiği ne varsa hepsinin yasaklandığı onun yerine Çin Komünizminin emrettiği tavırlara maruz bırakılmışlardır. İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün(HRW) hazırladığı raporda, Çin’deki eğitim kamplarında tutsak edilen Uygur Türk’ü çocuklarda zorla devlet yetimhanelerinde yetiştirilmektedir. En son Komünist Partinin ikinci adamı Şöhret Zakir, kampların bölgede aşırılığı engellemek amacı ile yapıldığını dile getirdi. Bu açıklamalar kimseyi ikna etmez, etmemeli de. Bu durum dünya kamuoyunu oyalamaktan başka bir anlam barındırmaz içinde. Buna karşılık yakın zaman içerisinde Fransa’da 20 ülkeden 200 temsilcinin katılımı ile Doğu Türkistan Meclisi kuruldu. Seyit Tümtürk başkanlığında toplanan bu meclis bir nebzede olsa o acıları dindirebilir miyim derdinde. Demek ki istenilince bazı gerçeklikler karşılık bulabiliyor.

 

Türkiye olarak aslında burada en büyük pay bize düşmelidir. Biz bu olayın neresindeyiz. Olaya bu perdeden bakmalıyız. Sonuçta bugün cennet vatanımızda 3 milyondan fazla Suriyeli vatandaşı misafir edebiliyorsak aynı önceliklerin Uygurlu Müslüman kardeşlerimiz içinde vuku bulması lazım gelir. Bazı STK’lar bunun için seslerini duyurmaya çalışsa da basında göremiyoruz. Öncelikle bunun farkında olabilmek adına Uygurlu Müslüman kardeşlerimize ses olabilmeliyiz.  Siyasi makamlara ulaşabilmek adına en büyük önceliğimiz bunu gerektirmelidir. Topluluğun getirdiği serzeniş emin olunuz en büyük etkiyi yaratır. Biz ki Filistin için Yeni Kapı ruhuna sahipsek aynı tabloyu burası için de meydana getirebiliriz. Her zaman bizden olanlara sahip çıkmak adına bu eza verici olaya ses olalım. Bugüne değin geldiğimiz noktada merhamet ve hoşgörü Türkiye Cumhuriyetinin karakterini yansıtmıştır. Devlet olarak bu prensibin gereği umarım çok yakında Doğu Türkistan içinde tezahür eder…

 

 

 

   

 

 

 
Etiketler: AH, DOĞU, TÜRKİSTAN, AH, ,
Yorumlar
Haber Yazılımı